<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islami sohbetim</title>
	<atom:link href="http://www.islamisohbetim.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Jan 2010 18:36:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İftarı geciktirmek caiz mi?</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/iftari-geciktirmek-caiz-mi.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/iftari-geciktirmek-caiz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[caiz mi?]]></category>
		<category><![CDATA[geciktirmek]]></category>
		<category><![CDATA[İftarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?
CEVAP
Akşam ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Akşam vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi bir şey ile oruç açılır sonra namaz kılınır. Yemeği tezce yiyip sonra namaz kılmak da caizdir. Ancak iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı gecikebilir. Namaz mekruh vakte kalabilir. Bu bakımdan önce namazı kılmak ve sonra yavaş yavaş yemeği yemek daha uygun olur. Vaktin girdiği kesin belli değilse, önce namazı kılmak gerekir. Daha sonra vaktin girmediği anlaşılırsa, namazı iade etmek mümkündür. Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş olur. Telafisi de mümkün olmaz. Vaktin girdiği kesin biliniyorsa, önce orucu açıp, namaz kıldıktan sonra yemeği yemelidir.</p>
<p>Hadis-i şerifte, <strong>(İftarda acele edin)</strong> buyuruldu. (Hakim) Acelenin son vaktinin, muteber kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu bildiriliyor. Bu da takriben akşam vakti girdikten yarım saat sonradır. Hadis-i şerifte, <strong>(Yıldızlar görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur)</strong> buyuruldu. (İbni Hibban)</p>
<p>Güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce Euzü ve Besmele okuyup, <strong><a href="http://www.dinimizislam.com/ekart/dualar/060.JPG" target="_blank">(Allahümme yâ vâsi&#8217;al-magfireh igfirli ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminine vel müminât yevme yekûmülhisâb)</a></strong> denir. (Ey mağfireti çok geniş olan Allahım! Kıyamette günü hesaba çekilirken, beni, ana babamı, hocamı, erkek ve kadın, bütün müminleri affet!) demektir.</p>
<p>Bir iki lokma iftarlık yiyip, <strong><a href="http://www.dinimizislam.com/ekart/dualar/061.JPG" target="_blank">(Zehebezzama&#8217; vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ)</a> </strong>denir ve yemeğe başlanır. Bu iftar duasının manası ise, (Açlık bitti. Damarlarımızın suya kavuşma vakti geldi. İnşallah sevab hâsıl oldu) demektir.</p>
<p>Ramazanda, şöyle dua da edilir:<br />
Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte af ve mağfiret eylediğin ve Cehennemden azat eylediğin kulların arasına bizleri de dahil eyle!</p>
<p><strong>Akşam namazını geciktirmemeli<br />
Sual</strong><strong>:</strong> Önemli bir iftar davetine gidince, akşamın farzını veya sünnetini, yemekten sonra kılmak caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Vaktin girdiği kesin belliyse, önce orucu açıp, sonra akşam namazını kılmalı, sonra yemek yemeli. Namazı mekruh vakte bırakmamalıdır. Akşam namazını, yıldızlar görününceye kadar, [yaklaşık yarım saat] geciktirmemeli. Son sünneti olan namazlarda, farzdan sonra son sünneti hemen kılmamak da mekruhtur. İftarı bahane ederek, bir mecburiyet olmadan akşamın sünnetini terk etmek caiz olmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/iftari-geciktirmek-caiz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seher vakti ve sahur</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/seher-vakti-ve-sahur.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/seher-vakti-ve-sahur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Seher]]></category>
		<category><![CDATA[vakti]]></category>
		<category><![CDATA[ve sahur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Seher vaktinin önemi nedir ve nasıl hesaplanır?
CEVAP
Seher vakti gecenin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Seher vaktinin önemi nedir ve nasıl hesaplanır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Seher vakti gecenin son altıda biridir. Yani güneşin batışından imsak vaktine kadar olan zamanın son altıda biridir. Mesela akşam 17.30’da, imsak da 5.30’da oluyorsa, gecenin tamamı 12 saat demektir. Bunun altıda biri 2 saat eder. 5.30’dan çıkarılınca 3.30 kalır. Saat 3.30’dan saat 5.30’a kadar seher vakti demektir. Yaz ve kış bu vakit azalıp çoğalır.</p>
<p>Teheccüd namazını ve vitri, seher vaktinde kılmak iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Gecenin sonunda uyanamayacağından korkan, gecenin evvelinde vitri eda etsin! Sonra yatsın! Gece sonunda uyanacağını ümit eden, vitri o zaman kılsın! Çünkü gecenin sonundaki kalkmakta rahmet melekleri hazır olur.)</strong> [Müslim]<br />
<strong><br />
(Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) </strong>[Tirmizi]<br />
<strong><br />
(Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim.) </strong>[Müslim]</p>
<p>Seher vakti, dua ve istiğfarların kabul olduğu zamandır. Ramazan ayında sahur için kalkınca seher vaktinde kalkılmış olur. Bu vakitte dua etmeyi ganimet bilmelidir! Allahü teâlâ iyileri överken, <strong>(Onlar seher vaktinde istiğfar eder) </strong>buyuruyor. (Zariyat 18)</p>
<p>Yakub aleyhisselam, oğullarına, <strong>(Sizin için yakında</strong> [seher vakti] <strong>Rabbime istiğfar edeceğim)</strong> dedi. (Yusüf 98)</p>
<p>Al-i İmran suresinin 17. âyetinde, sabredenler, sadıklar, namaz kılanlar, zekat verenler ve seher vakitlerinde istiğfar edenler övülmektedir. Hepsinden sonra, istiğfar edenlerin bildirilmesi, insanın her ibadetini kusurlu görüp, daima istiğfar etmesi içindir.</p>
<p>Fırsat ganimettir. Ömrü faydasız işlerle geçirmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere sarf etmelidir! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile eda etmelidir! Teheccüd namazı kılmalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü ve ahireti düşünmeli, haram olan dünya işlerinden yüz çevirip, ahiret işlerine yönelmelidir! Zaruri olan dünya kazancı ile meşgul olup, diğer vakitleri, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır!. <strong>(Mek.Masumiyye)</strong></p>
<p><strong>Sual:</strong> Sahura kalkmadan oruç tutmak günah mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Günah değildir; ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmak iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler.)</strong> [İ. Ahmed] (Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder.)<br />
<strong><br />
(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Sahurda yemek yiyerek oruç tutmanıza yardımcı olun!)</strong> [Beyheki]<br />
<strong><br />
(Sahur yemeğine kalkmak Allah’ın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!) </strong>[Nesai]<br />
<strong><br />
(Yedikleri helal olmak şartıyla hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.)</strong> [Nesai]</p>
<p><strong>Elbette sahur yemeği mübarektir.) </strong>[İbni Hibban]<strong></p>
<p>(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin; çünkü onda bereket vardır.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong><br />
(Müminin sahurunun hurmayla olması ne güzeldir.)</strong> [Ebu Davud]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.)</strong> [Taberani]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/seher-vakti-ve-sahur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanda ibadet ve iyiliğin sevabı</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/ramazanda-ibadet-ve-iyiligin-sevabi.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/ramazanda-ibadet-ve-iyiligin-sevabi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:34:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[sevabı]]></category>
		<category><![CDATA[ve iyiliğin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=390</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ramazan ayında ibadet ve iyilik etmenin sevabı daha mı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Ramazan ayında ibadet ve iyilik etmenin sevabı daha mı fazladır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.</p>
<p>Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.<br />
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.</p>
<p>Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.</p>
<p>Oruçlu iken günahtan sakınmalıdır. Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız gerekir. Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da haramdan korumalıdır! Oruç tutup azaları ile günah işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir. İbadetlerimizin sevabını yok eder.</p>
<p>Kötülük veya herhangi bir günah işledikten sonra pişman olmak ve iyilik ve ibadet etmeye devam etmek lazımdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bir günah işlediğin zaman hemen arkasından bir iyilik yap, bir sevap işle ki o günahı mahvetsin!) </strong>[Beyheki]<br />
<strong><br />
(Nerede, ne halde bulunursan bulun, Allah’tan kork ve kötülüğün akabinde bir iyilik yap ki onu yok etsin!) </strong>[Tirmizi]</p>
<p>Kur&#8217;an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:<strong><br />
(Elbette hasenat, seyyiatı yok eder.) </strong>[Hud 114]<br />
[Hasenat, her çeşit iyilik, seyyiat ise, her çeşit kötülük demektir]</p>
<p>Kötü-iyi ayrımı yapmadan herkese iyilik etmelidir! Güçsüzlere, ihtiyarlara, muhtaçlara yardım etmek dinimizin emirlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!) </strong>[Şir'a]<br />
<strong><br />
(Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimize acımayan bizden değildir.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü teâlâya saygıdandır.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Bir müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş gibidir.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Bir genç, bir ihtiyara, yaşından dolayı hürmet ederse, onun yaşına varınca, Allahü teâlâ, ona gençleri hürmet ettirir.) </strong>[Şir'a]</p>
<p>İnsanlara iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<strong>(İnsanların hepsi Allah’ın ıyâli </strong>[ev halkı]<strong> gibidir. Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, Onun ıyâline </strong>[insanlara]<strong> en faydalı olandır. Allahü teâlânın en buğzettiği kimse de Onun ıyâline iyilik etmeyendir.) </strong>[Bezzar]<br />
<strong><br />
(Şu iki şeyden daha iyisi yoktur: Allah’a iman ve Onun kullarına iyilik etmek. Şu iki şeyden de kötüsü yoktur: Şirk ve insanlara kötülük etmek.) </strong>[Deylemi]<br />
<strong><br />
(En iyi kimse, kendisinden hep iyilik beklenendir.) </strong>[Tirmizi]<br />
<strong><br />
(İyilik etmek ömrü uzatır.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak şükür, iyiliği gizlemek nankörlüktür.) </strong>[Ebu Davud]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/ramazanda-ibadet-ve-iyiligin-sevabi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtikâf nedir, kadınlar nasıl yapar?</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/itikaf-nedir-kadinlar-nasil-yapar.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/itikaf-nedir-kadinlar-nasil-yapar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:32:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[İtikâf]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[yapar?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[Sual: İtikâf nedir? Kadınlar evde itikâfa nasıl girer?
CEVAP
Ramazan ayının son ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> İtikâf nedir? Kadınlar evde itikâfa nasıl girer?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye, itikâf denir.</p>
<p>Ramazan-ı şerifte itikâf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikâf, sünnet-i kifaye olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikâfa girerse, diğerlerinden bu sünnet sakıt olur. Bu bakımdan imkanı olanlar itikâfa girmelidir! İtikâf eden kimse camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(İtikâfta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.) </strong>[İbni Mace]</p>
<p><strong>(Bir devenin iki sağımı kadar itikâf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.) </strong>[Tenvir]<br />
<strong><br />
(Ramazanda on gün itikâf eden, 2 defa </strong>[nafile]<strong> hac yapmış gibi sevap kazanır.) </strong>[Beyheki]</p>
<p><strong>(Allah rızası için bir gün itikâf, insanı Cehennemden çok uzaklaştırır.)</strong> [Taberani, Hakim]</p>
<p>Sünnet iki türlüdür: Sünnet-i hüda ve sünnet-i zevaid. Camide itikâf etmek, ezan okumak, ikamet getirmek ve cemaat ile namaz kılmak sünnet-i hüdadır. Bunlar, İslam dininin şiarıdır. Bu ümmete mahsustur. <strong>(Hadikat-ün-nediyye)</strong></p>
<p>Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
<strong>(Mirac gecesi, beşinci göğe geldiğimde, Osman’ın suretini gördüm. Bu mertebeye ne ile eriştin dedim. Mescidde itikâf etmekle dedi.)</strong> [Menakıb-ı Cihar Yâri Güzin]</p>
<p>İtikâf; oruç, namaz gibi adak olunur. Çünkü başlı başına bir ibadettir. Hastam iyi olursa, itikâfa gireceğim denmez. Hastam iyi olursa, Allah rızası için, şu kadar gün itikâfa gireceğim demek adak olur. <strong>(S.Ebediyye)<br />
</strong><br />
İtikâf gibi başlı başına ibadet olan bir şeyi nezredenin, bunu yerine getirmesi gerekir. <strong>(Dürer)</strong></p>
<p>Kadınlar camide itikâf yapmaz. Evde ise şarta bağlıdır. Eğer mescit olarak kullandığı bir oda varsa, o odada itikâfa girebilir. Yemek yapmak, temizlik gibi ev işlerinin hiç biri yapılmaz. Sadece ibadetle uğraşılır. Abdest gibi zaruri işleri yapmanın mahzuru olmaz.</p>
<p>Ramazanın son on gününde olanı sünnet-i kifayedir. Az itikâf da yapılabilir. Bir gün veya birkaç saat gibi. İtikâfa girenin oruçlu olması şarttır. Sadece Şafii mezhebinde oruçlu olma şartı yoktur. Diğer üç mezhepte oruçlu olmak şarttır. İmkanı olan kadınların evde itikâfa girmesi, unutulmuş bu sünneti ihya etmesi ve sünneti ihya etme sevabına kavuşmaları çok iyi olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/itikaf-nedir-kadinlar-nasil-yapar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haram işlemek orucu bozar mı?</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/haram-islemek-orucu-bozar-mi.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/haram-islemek-orucu-bozar-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:31:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[bozar mı?]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[işlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Orucu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Oruçluyken günah işlemek, gıybet etmek orucu bozar mı?
CEVAP
Orucu bozmaz; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Oruçluyken günah işlemek, gıybet etmek orucu bozar mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Orucu bozmaz; fakat özellikle oruçluyken günahtan daha çok sakınmalıdır. Hadis-i şerifte, <strong>(Gıybet etmek, söz taşımak, yalan yere yemin etmek, namahreme şehvetle bakmak orucu bozar)</strong> buyuruldu. (Deylemi)</p>
<p>İmam-ı a’zam hazretleri, bu hadis-i şerifi açıklıyor ve <strong>(Bu günahlar orucun sevabını bozar, sıhhatini bozmaz, oruç mekruh olur) </strong>buyuruyor. Yani bu günahları işleyen, oruç borcundan kurtulursa da, oruca mahsus olan büyük sevaba kavuşamaz. Hadis-i şerifte, <strong>(Nice oruç tutan vardır ki, açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmez)</strong> buyuruldu. (İbni Mace)</p>
<p>Oruç, müminler için bir nimet ve emanettir. Emanete riayet etmek gerekir. Onun zayi olmaması için şartlarını gözetmek gerekir. Harama bakmaktan sakınmalıdır! Hadis-i şerifte, <strong>(Harama bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Allah korkusuyla bunu terk edene, Allahü teâlâ öyle bir iman verir ki, imanın tadını kalbinde bulur.) </strong>buyuruldu. (Hakim)</p>
<p>Oruçlu, dilini de korumalıdır! Hadis-i şerifte <strong>(Oruç ateşe kalkandır. Gıybetle parçalanmadıkça korur. Oruçlu, cahillik edip de kötü söz söylemesin! Kendisine sataşana, “ben oruçluyum” desin!)</strong> buyuruldu. (Buhari)</p>
<p>Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız gerekir. Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da haramdan korumalıdır! Oruç tutup azalarıyla günah işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir, sevabları yok eder. Bir günah işledikten sonra pişman olmak, iyilik ve ibadet etmeye devam etmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/haram-islemek-orucu-bozar-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastaların oruç tutması</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/hastalarin-oruc-tutmasi.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/hastalarin-oruc-tutmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[tutması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=383</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Midesi tamamen alınan kimse, oruç tutabilir mi?
CEVAP
Doktorlar, oruç tutmasının ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Midesi tamamen alınan kimse, oruç tutabilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Doktorlar, oruç tutmasının sakıncası olmadığını söylüyorlar.</p>
<p><strong>Oruç ve fidye<br />
Sual:</strong> Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta, orucunu nasıl tutar? Tutamazsa kime ne kadar para verir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç tutmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.)</strong> [Nesai]</p>
<p>Yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zenginse, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un verilir. Bir fıtra miktarı un 1750 gramdır. 1750 gram un ise, 2 TL eder. 30 gün oruç için 52 kg un vermek kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan 30 gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hale gelen hasta, tutamadığı oruçlarını kaza eder. <strong>(Nehr-ül-fâık)</strong></p>
<p>Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder. Velisi de, onun tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değeri kadar altın verir. <strong>(Bedâyi)</strong></p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Her zaman verebilir<strong>. </strong>Ramazanın içinde verilebilir.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Rahatsızlığı olanın oruç tutmaması günah olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Orucun, birçok hastalığa faydalı olduğu, tıp uzmanları tarafından açıklanmıştır. Hadis-i şerifte, <strong>(Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur)</strong> buyuruldu. (Beyheki)</p>
<p>Zekât veren, malını kirden temizleyip, tehlikelerden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudunu hastalıklardan korur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Sağlığa kavuşmak için oruç tutun!)</strong> [Taberani]</p>
<p>Midesinden veya başka bir yerinden rahatsızlığı olan bazı kimseler, hastayız diyerek oruç tutmuyorlar. Oruç tutmanın kendisine zararı olup olmayacağını bilemeyen hasta, salih ve uzman bir doktora sorar. Böyle bir doktor, (Oruç tutmak sana zarar verir) derse, orucunu kazaya bırakır. Salih olmayan doktorun sözüyle hareket edilmez. İlaç kullanan hastalar da, doktorun tavsiyesine uygun olarak ilaçların dozunu sahur ve iftara göre ayarlayarak oruçlarını tutabilirler. Oruç tutmaya mani olan hastalık çok azdır. Bu bakımdan salih bir doktora sormadan, orucu kazaya bırakmamalı!</p>
<p><strong>Şeker hastası ve emzikli kadın<br />
Sual:</strong> Şeker hastası oruç tutabilir mi?<strong> </strong>Hamile ve emzikli kadın oruç tutmayabilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şeker hastalığı çeşitlidir. Salih bir doktor, oruç tutamaz demişse tutmaz, fidye verir. Hamile veya emzikli kadın, zayıf olursa oruç tutmayıp, iyi olunca kaza eder.</p>
<p>Bir kimse, oruç tutunca sağlığına zarar verip vermeyeceğini bilmeyebilir; çünkü oruç tutabilirim der, oruç tutar ve hastalığı artabilir. Tersine ben oruç tutamam der, hâlbuki oruç tutması ona iyi gelebilir. Bunun için hasta olan kimsenin, oruç tutacaksa da, tutmayacaksa da, salih bir doktora sorup onun tavsiyesine göre hareket etmesi gerekir.<strong> </strong>Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<strong><br />
(Hasta, çocuğuna zarar gelmesinden korkan hamile kadın, oruca gücü yetmeyen ihtiyar, oruç tutarsa öleceğinden korkan çok zayıf kimse oruç tutmaz.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Gebe ve emzikli kadın, kendisinin veya çocuğun sıhhatine zarar gelecekse, oruç tutmaz.)</strong> [Buhari, Ebu Davud]</p>
<p><strong>(Allahü teâlâ, gebe ve emzikli kadına oruç tutmamak için ruhsat vermiştir.)</strong> [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Hamile kadın, “<strong>Ramazanda oruç tutmamak haram olur</strong>” diyerek oruç tutuyor, kendini ve doğacak çocuğunu riske sokuyor. Riske sokması uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Müslüman, salih ve uzman bir doktor, oruç tutma derse onun sözüne uyulur, kâfir veya fasık bir doktorun sözü ile oruç bozulmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Teyzemin böbreğinde taş olduğu için doktor devamlı su içmesi gerektiğini söylemiş. Eğer fidye vermesi gerekiyorsa ne kadar ve ne vermeli? Bu fidyeyi bana vermesi uygun olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük Ramazan için 53 kg un verir. Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de verebilir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Kalb rahatsızlığım var. Normalde oruç tutabiliyorum. Kalb krizinden endişe ediyorum. Fidye verip, oruç tutmasam olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalb hastalığında, göğüs üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Kriz gelirse ağızdan alınan ilaçlar alınarak oruç bozulur. Yani tutabildiğiniz kadar oruç tutmalısınız.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Ramazanda rahatsızlık sebebiyle tutamadığım 10 günlük orucu kaza ederken, peş peşe mi tutmam gerekir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Peş peşe tutmanız gerekmez, fırsat buldukça tutarsınız.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Düzenli olarak iğne kullanması gereken hasta, tutamadığı bu Ramazan oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Hasta zengin değilse bunu da vermez, dua eder.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Babam rahatsızlığı sebebiyle son iki yıla ait Ramazan-ı şerif orucunu tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan tekrar sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen zengindir. Ne yapması gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir. Bir aylık oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Bir hasta, ilaç alarak orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir şey için oruç bozulursa kefaret de gerekir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon halinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Morfinle dişini çektirdikten sonra, &#8220;orucum bozuldu&#8221; diye yiyip içene kefaret mi gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kefaret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca oruç bozulur ve kaza lazım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefaret gerektirmez.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Oruçlu iken vefat edene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)</strong> [Deylemi]<br />
Ramazan-ı şerif haricinde ölüm halindeki oruçlu hastalara, su vermek müstehaptır.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın Ramazan ayı içerisinde göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç tutmasına engel teşkil eder mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Ölüm hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruçlu ölmesi evladır.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Açlığa veya susuzluğa dayanamadığı için kaza orucunu bozmak, günah olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Gerçekten dayanamadığı için bozarsa, günah olmaz.</p>
<p><strong>Aldığı fidyeyi başkasına vermek<br />
Sual: </strong>Bir fakir, aldığı oruç fidyelerini başka fakire verebilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, verebilir.</p>
<p><strong>Hasta olanın fidye vermesi<br />
Sual:</strong> Bir kimse, rahatsızlığından dolayı Ramazan ayında oruç tutamasa, iyileşince kaza edecek olsa, yine de, Ramazan ayında tutamadığı oruçların fidyesini vermesi gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, kaza edecek gücü olan, fidye vermez. Fidye verse bile, iyileşince kaza etmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/hastalarin-oruc-tutmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nafile oruç ve fazileti</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/nafile-oruc-ve-fazileti.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/nafile-oruc-ve-fazileti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:29:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Nafile]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ve fazileti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Nafile orucun da sevabı olur mu?
CEVAP
Oruç kazası olmayanın nafile ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Nafile orucun da sevabı olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç kazası olmayanın nafile oruç tutması çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Bir gün nafile oruç tutana kimseye, yeryüzü dolusu altın verilse, o orucun sevabını karşılamaz.)</strong> [İbni Neccar]<strong></p>
<p>(Gizleyerek, bir gün nafile oruç tutana, Allahü teâlâ, Cennetini ihsan eder.)</strong> [Hatib]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Her </strong>[kameri]<strong> ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yılı oruçlu geçirmek gibi sevaptır.)</strong> [Buhari]<strong></p>
<p>(İbrahim aleyhisselam, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömrü boyu oruç tutmuş gibi sevap verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.)</strong> [Beyheki]<strong></p>
<p>(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.)</strong> [Müslim]<br />
<strong><br />
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.)</strong> [Bezzar]<br />
<strong><br />
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.)</strong> [Nesai]</p>
<p>“Eyyâm-ı biyd” denilen kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong><br />
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!)</strong> [Nesai]<br />
<strong><br />
(Her ay, eyyâm-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.)</strong> [Nesai]<strong><br />
</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Zilhicce ayında oruç tutmanın fazileti nedir, hangi günlerde oruç tutmalı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:<br />
<strong>(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.)</strong> [İbni Mace]<br />
<strong><br />
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.) </strong>[Beyheki]<br />
<strong><br />
(Zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutan, her günü için, helal malından yüz köle azat etmiş veya Allah yolundaki mücahidlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevaba kavuşur.) </strong>[R. Nasıhin]<br />
<strong><br />
(Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu </strong>[Arefe]<strong> günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.) </strong>[T. Gafilin]<br />
<strong><br />
(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.) </strong>[Ebul<strong> </strong>Berekat]<br />
<strong><br />
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.) </strong>[Beyheki]<br />
<strong><br />
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
[Tesbih: </strong>Sübhanallah,<br />
<strong>Tahmid: </strong>Elhamdülillah,<br />
<strong>Tehlil: </strong>La ilahe illallah,<strong><br />
Tekbir: </strong>Allahü ekber, demektir.<strong>]</p>
<p>İlk on günün kıymeti<br />
</strong>Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediler. Peygamber efendimiz, cevabında buyurdu ki:<br />
<strong>(Evet cihaddan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihadı daha kıymetlidir.)</strong> [Buhari]</p>
<p>Ebüdderda hazretleri buyurdu ki:<br />
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istiğfar etmelidir! Çünkü Muhammed aleyhisselam, <strong>(Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun)</strong> buyurdu. Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutanın, ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır, Mizanda sevabı ağır gelir ve Cennette yüksek derecelere kavuşur.) <strong>[Şir’a]<br />
</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Arefe günü oruç tutmanın önemi nedir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Arefe günü tutulan oruç, bin gün </strong>[nafile]<strong> oruca bedeldir.)</strong> [Taberani]<strong></p>
<p>(Aşure günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık </strong>[nafile]<strong> oruca bedeldir.) </strong>[T.Gafilin]<strong></p>
<p>(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.)</strong> [T.Gafilin]<strong><br />
</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Receb ve Şaban aylarında<strong> </strong>oruç tutmanın fazileti nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Receb ayı, hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan birisidir. Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve <strong>&#8220;Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir&#8221;</strong> diye dua ederdi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.)</strong> [İbni Cerir]<br />
<strong><br />
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.)</strong> [Taberani]<br />
<strong><br />
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.)</strong> [Ebu Davud]<br />
<strong><br />
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.)</strong> [Deylemi]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.)</strong> [Gunye]<br />
<strong><br />
(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.)</strong> [Miftah-ül-cenne]<strong></p>
<p>(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.)</strong> [Ebu Ya’la]<br />
<strong><br />
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, </strong>&#8220;Geçmiş günahların af oldu” <strong>der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.)</strong> [Taberani]<br />
<strong><br />
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip </strong>&#8220;Ya Rabbi onu mağfiret et&#8221; <strong>derler.)</strong> [Ebu Muhammed]</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Şaban ayı<br />
</span></strong>Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:<br />
<strong>(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.)</strong> [Buhari]</p>
<p>Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
<strong>(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) </strong>[Nesai]</p>
<p>Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:<br />
<strong>(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) </strong>[Tirmizi]<br />
<strong><br />
(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) </strong>[Ey oğul ilmihali]</p>
<p>Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.<br />
<strong><br />
Berat gecesi<br />
</strong>Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.</p>
<p>Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
<strong>(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: </strong>“Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” <strong>Bu hâl, sabaha kadar devam eder.)</strong> [İbni Mace]<br />
<strong><br />
</strong><strong>Sual: </strong>Aşure günü tutulan oruca kaza diye niyet edince, hastalık vb&#8230;sebeple orucu bozmak zorunda kalan kişi, bunun için kaza mı kefaret mi tutmalı?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Kazamız varsa zaten kaza edeceğiz, yoksa nafile olacağı için tekrar tutmak vaciptir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Tam olarak kaza borcumu hatırlamıyorum; bu yüzden her nafile orucu tutarken, son kazaya kalan ramazan orucumu tutmaya diye niyet etsem sakıncası olur mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Çok iyi olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Nafile orucu sebepsiz bozmak uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Nafile orucu, sebepsiz bozmak günahtır. Bozunca kaza etmek de gerekir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Bir kişi yiyecek bir şey bulamazsa veya yemek hazırlamaya üşenirse, oruç tutsa caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Çok iyi olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Onbeşinci günü tutulur.<br />
<strong><br />
Nevruz günü oruç<br />
Sual: </strong>Nevruz günü oruç tutmak mekruh olduğuna göre, her Pazartesi veya Perşembe günü oruç tutmayı âdet edinen, Nevruz günü bu günlere denk gelirse, yine oruç tutsa, mekruh olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, mekruh olmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Savm-ı davud, yani bir gün yiyip bir oruç tutmak cumartesi ve mekruh güne denk gelse caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Mahzuru olmaz. En faziletli oruçtur.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Sükut orucu var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yoktur.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>İmsaktan sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Şabanın 15. günü, cumartesiye gelse, sadece bu gün oruç tutulur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir gün öncesi ile veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Sadece cumartesi günleri oruç tutmakta mahzur var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yalnız cumartesi günü oruç tutmak mekruhtur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruç neden cumartesi günü tek tutulmaz?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Cuma günü tek tutmak sünnet diyen ve mekruh diyen âlimler vardır. İhtiyaten tek tutmamak iyi olur. Ama hadis-i şerifte cumartesi günü tek tutmayın buyuruluyor. Sebebi bildirilmiyor. Cumartesi Yahudilerin önemli bir günüdür. Onlara benzememek için olabilir. Başka hikmetleri de olabilir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Kaza orucu olmayanın, tuttuğu kaza orucu nafile mi olur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Nafile orucu bozunca sonra onu kaza gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, kaza etmek vacibdir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Bir olay için, mesela sınav vb&#8230;ya da korktuğumuz bir yere giderken veya korktuğumuz bir olayın sonucunun hayırlı olması niyetiyle nafile oruçlu olmanın fazileti hakkında bilgi verir misiniz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruçlu olmak, abdestli olmak, zikretmek elbette faydalıdır. Kaza borcunuz olmasa bile, oruca niyet ederken, kazaya niyet etmek daha uygundur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Hadis-i şerifte <strong>(Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) </strong>buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul olunmuş, hakiki tevbe-i nasuh gibi oluyor mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hayır tevbe gibi olmaz. Tevbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani artık bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç tutanın böyle bir niyeti yok. O yine günahlarına devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı kadar günahı affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest alanın da bütün günahları affolur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<strong>(Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) </strong>[Müslim]<br />
Bu da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruç tutarken bir davete gidilince, orucu bozmak günah mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçları bozulmaz. Sadece nafile oruçlar bozulabilir. <strong>(Mevkufat)</strong></p>
<p>Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah değildir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek ve onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz, <strong>(Arkadaşın senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ “Oruçluyum” diyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın) </strong>buyurdu. (Dare Kutni)</p>
<p>Yine buyurdu ki:<br />
<strong>(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, </strong>[nafile ise]<strong> orucunu bozsun!) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Din kardeşinin hatırı için nafile orucu bozana, bin günlük oruç sevabı yazılır. Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap yazılır.) </strong>[Şir’a]</p>
<p>Öğleden sonra, bir zaruret olmadıkça, nafile orucu bozmamalıdır! Hadis-i şerifte, <strong>(Nafile oruç tutan kimse, öğleye kadar muhayyerdir)</strong> buyuruldu. (Taberani)</p>
<p><strong>Sual:</strong> Cuma günü kaza orucu tutmak mekruh mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Cuma günü nafile oruç tutmak müstehaptır. Yani mahzuru olmaz. Kaza orucu tutmak da böyledir. Bazı âlimler Cuma günü tek başına nafile oruç tutmak mekruh dediği için, bütün âlimlere uymak gayesiyle yalnız Cuma günü oruç tutmamak daha uygun olur. Bir ihtiyaçtan dolayı tutulursa mekruh olmaz.</p>
<p><strong>Oruçlu olduğunu söylemek<br />
Sual:</strong> Nafile oruç tutarken, sorana oruçlu olduğumuzu söyleyince riya olur, orucun sevabı gider deniyor. Böyle bir şey var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, riya olmaz ve orucun sevabı gitmez. Nafile ibadetleri gizli yapmak iyi olur. Mecbur kalmadıkça açıklamamalı. Sadakayı gizli vermeli, nafile namazları da gizli kılmaya çalışmalı; ama gösterilmesinde fayda varsa, başkalarını teşvik edecekse, o zaman açıktan yapmak daha iyi olur. Riya kalbde olur. Yani insanlara gösteriş için ibadeti yapmak demektir. Allah rızası için yapınca, insanlar görse de mahzuru olmaz.</p>
<p><strong>Başlanılan ibadeti bozmak<br />
Sual</strong>: Sitenizde, (Nafile namaz kılarken veya nafile oruç tutarken bir mazeretle veya mazeretsiz namazını veya orucunu bozan kimsenin, bunları kaza etmesi vacibdir; çünkü nafileye başlanınca, bunu tamamlamak vacib olur) deniyor. Bu, <strong>(Nafile oruç tutan kimse, öğleye kadar muhayyerdir</strong><strong>)</strong> hadisiyle çelişkili değil mi? Eğer nafile orucu bozmakta kişi muhayyerse, (Başladığı ibadeti tamamlaması vacib olur) ifadesi yanlıştır. Çünkü muhayyer olan işi yapmamak niye günah olsun ki? Eğer başlanılan nafile bir ibadeti tamamlamak vacib ise, hadis-i şerifteki muhayyerlikten kasıt nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hadis-i şerifin açıklamasını, fıkıh kitaplarından öğrenmemiz gerekir. Kendimiz mânâ verirsek yanlış olur. Fıkıh kitaplarında deniyor ki:<br />
Bozulan nafileleri tekrar kılmak vacib, bozulan farzları tekrar kılmak farzdır. Özürsüz bozmak ise haramdır. <strong>(Uyun-ül-besair)</strong></p>
<p>İhtiyaç olunca, orucu bozmak caiz olur. Bir ibadete başlayınca, bunu özür olmadan bozmak haramdır. Farz olan orucu bozmak için sekiz özür vardır:<br />
<strong>1-</strong> Hastalık,<br />
<strong>2- </strong>Sefere çıkmak,<br />
<strong>3-</strong> İkrah yani zalimin zorlaması,<br />
<strong>4</strong>- Kadının hamile olması,<br />
<strong>5</strong>- Çocuk emzirmek,<br />
<strong>6</strong>- Açlık [dayanılamayacak derecede],<br />
<strong>7-</strong> Susuzluk [dayanılamayacak derecede],<br />
<strong>8</strong>- İhtiyarlık. <strong>(Bahr-ür-raık)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Bu özürlerden biri varsa, oruç tutmamayı mubah kılıyor. Bu özürleri olmasına rağmen, oruç tutabilen yine tutar.</p>
<p>Seferilik hakkında bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Seferde Ramazan orucunu tutan, mukimken oruç yiyen gibidir.) </strong>[Nesai]</p>
<p>Hâlbuki mukimken oruç yemek büyük günahtır. Hadis-i şerifler şartsız bildirilince şartlarının olduğu anlaşılır. Seferde sıkıntılı bir durum varsa, ibadetlerini ve işlerini aksatacaksa oruç tutmaması tavsiye ediliyor. Seferde rahatsa, oruç tutması iyi olur. Onun için bir hadis-i şerifin açıklaması olmadan hüküm vermemelidir.</p>
<p>Nafile oruç, mazeretli veya mazeretsiz bozulursa, kazası vacib olur. Bir kadın namaz kılarken ve oruçluyken hayzı başlasa, namazını ve orucunu bırakır. Nafile namazla, farz ve nafile orucu, kaza etmek vacibdir. Eğer, farz namaza niyet ettikten sonra hayz başlasa, namazı kaza etmez. Çünkü farz namazı affedilmiştir.<strong> (Redd-ül-muhtar)</strong><br />
<strong><br />
</strong>Nafile oruçta niyetin son vakti, öğleye bir saat kadar kaladır. O vakte kadar bir şey yiyip içmemiş olan kimse, öğleye bir saat kala niyet edip oruç tutabilir. Yahut vazgeçip tutmayabilir. Yani bu işte muhayyerdir. Niyet etme vakti geçtikten sonra, artık mazeretsiz orucunu bozamaz. Nafile oruç için mazeretler, misafirliğe gitmek, misafirin gelmesi veya oruç bozmayı gerektiren diğer sebeplerdir. Böyle sebeplerle de, niyetli orucu bozunca, kaza etmek vacib olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/nafile-oruc-ve-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç kefareti</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/oruc-kefareti.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/oruc-kefareti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:28:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[kefareti]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Orucu bozup kefaret gerektirenler nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Oruçlu olduğunu bilerek yiyip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Orucu bozup kefaret gerektirenler nelerdir?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Şunlardır:<strong><br />
1-</strong> Oruçlu olduğunu bilerek yiyip içmek,</p>
<p><strong>2</strong>- Cinsel ilişkiye girmek,</p>
<p><strong>3</strong>- Ramazanın bir gününde, kaza gereken bir şey yaparak orucunu bozan, bu ramazanın başka gününde de bu şeyi, nasıl olsa kefaret gerektirmiyor diyerek, kasıtla yine yapmak,</p>
<p><strong>4</strong>- Sigara içmek,</p>
<p><strong>5- </strong>Gıybet, sürme çekmek ve kan aldırmak gibi, orucu bozmadığı iyi bilinen şeyden sonra, oruç bozuldu sanarak, yiyip içmek.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruç kefareti var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Elbette vardır. Geceden niyetli orucunu, kasten bozana kefaret lazım geldiği din kitaplarının hepsinde yazılıdır. Kütüb-i sitte isimli meşhur altı hadis kitabından <strong>Buhari</strong>,<strong> Müslim</strong>,<strong> Ebu Davud</strong>,<strong> Tirmizi </strong>ve <strong>Nesai</strong>&#8216;de mevcuttur. En kıymetli bu beş hadis kitabına inanmayan eğer misyoner değilse cahil veya hain birisidir. Hazret-i Ebu Hüreyre&#8217;nin rivayet ettiği hadis-i şerif şöyledir:<br />
<strong>Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, (Helak oldum ya Resulallah) dedi. Peygamber efendimiz, ne olduğunu sordu. O da Ramazan orucunu kasten bozduğunu söyledi. Peygamber efendimiz, bir köle azat etmesini bildirdi. Kölesi olmadığını bildirince, aralıksız iki ay oruç tutmasını emretti. Bunu da yapamayacağını bildirince, fakir doyurmasını bildirdi.<br />
</strong><br />
İslam âlimleri de, geceden niyetli orucunu bir mazeretsiz kasten bozan kimsenin kefaret olarak, varsa bir köle azat etmesini, yoksa peş peşe 60 gün oruç tutmasını, oruç da tutamazsa, 60 fakiri doyurmasını bildirmişlerdir. <strong>(Redd-ül Muhtar)</strong></p>
<p>Peygamber efendimizin bildirdiği hükmü kabul etmeyen, Allahü teâlânın emrini kabul etmemiş olur. Çünkü Kur&#8217;an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) </strong>[Nisa 80]</p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruç kefareti nasıl tutulur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç kefareti için peş peşe, 60 gün oruç tutar. 60 gün sonra, tutmadığı her gün için, birer gün daha tutar. Birkaç Ramazanda kefaretleri olan veya bir Ramazanda, 2 gün kefareti olan kimse, birinci kefareti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir kefaret yapar. Birinci kefareti yapmış ise, ikinci kefareti de, ayrıca yapar.</p>
<p>Kefaret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özür ile veya bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden 60 gün tutmak gerekir. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması gerekir. Hayz ve nifas sebebi ile bozunca, yeniden başlamaz. Temizlenince, geri kalan günleri tamamlar.</p>
<p>Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak haramdır, büyük günahtır. Önce, tutulmayan oruçlar için tevbe edilir. Sonra gününe gün, yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün kadar kaza orucu tutar. Bu oruçlara kefaret gerekmez. Kefaret, oruç tutmamanın değil, niyetli iken Ramazan orucunu kasten bozmanın cezasıdır. Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli olarak yiyip içer! Hadis-i şerifte, <strong>(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir)</strong> buyuruluyor. Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, dua eder.</p>
<p>Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın veya gümüş para, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen kimse, tutamadığı oruçlarını kaza eder. <strong>(Nehr-ül-fâık)</strong></p>
<p>Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder. Velisi de; onun tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değerini verir. <strong>(Bedâyi)</strong></p>
<p><strong>Sual:</strong> Devamlı hasta veya çok yaşlı olup, kefaret orucunu tutamayan ne yapar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Devamlı hasta veya çok yaşlı olup, 60 gün kefaret orucunu tutamayan kimse, 60 fakiri sabah akşam veya öğle akşam olmak üzere, bir günde iki kere doyurur. Hepsinin aynı günde yemeleri şart değildir. Bir fakiri her gün iki defa doyurmak üzere 60 gün veya her gün bir defa doyurmak üzere 120 gün yedirmek de olur. Yahut 60 fakirin her birine, bir fıtra miktarı, fıtra olarak verilen ürünlerden birini verir. Yahut bunların kıymeti kadar ekmek, başka mal veya altın vermek de caizdir. Kendisini doyurması için fakire kâğıt para da verilebilir. Fıtra miktarı ürün veya mal, bir fakire 60 gün devamlı verilir. <strong>60 günlüğü, bir fakire bir günde toplu verilirse, bir günlük verilmiş olur.</strong> Buna dikkat etmek gerekir. Diyelim ki, sabah akşam iki ekmek yiyorsa, her gün iki ekmek vermek gerekir. 120 ekmek bir seferde verilirse, bir günlük verilmiş olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Diş tabibi bir bayan, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Bozulmaz diye bir âyet yok) diyor. Dinimizde Kur’andan başka kaynak yok mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bir kimsenin, kendi uzmanlık sahasının dışında bir uzman gibi konuşması elbette uygun olmaz. Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde, (Yalnız Allah’a uyun) denmiyor, <strong>(Allah’a ve Resulüne uyun)</strong> buyuruluyor. Sonra Resulullaha uymak Allah’a uymaktan farklı değildir. Kur’an-ı kerimde, <strong>(O, </strong>[Resulullah]<strong> vahyedilenden başkasını söylemez)</strong> buyuruluyor.<strong> </strong>(Necm 3)</p>
<p>Bu âyet-i kerime, Peygamber efendimizin din hakkında bildirdiklerinin Allahü teâlânın vahyettiğinden başka olmadığını bildirmektedir. Ayrıca, <strong>(Peygamber size neyi verdiyse </strong>[neyi emretmişse]<strong> onu alın, neyi yasakladıysa ondan da sakının)</strong> buyurulmaktadır. <strong>(Haşr 7)<br />
</strong><br />
Demek ki Allahü teâlânın Kur’an-ı kerimde açıkça bildirmediği hususlar var ki, <strong>(Peygamberin emrettiklerini yapın, yasakladıklarından sakının)</strong> buyuruluyor. Mesela namazları nasıl kılacağımızı Kur’andan bulamayız. Kaç rekat olduğunu da bulamayız. Hangi rekatta neleri okuyacağımızı da bulamayız. Yanılırsak, ne yapacağımızı da bulamayız. Nerede buluruz? Peygamber efendimiz namazı nasıl kılmışsa öyle kılarız. Hangi rekatlarda neleri okumuşsa veya neleri okuyun buyurmuşsa öyle yaparız. Yanılma secdesini de Onun bildirdiği gibi yaparız. Orucu bozan ve bozmayan çok şey vardır. İğne orucu bozar mı, hayz halinde oruç tutmak gerekir mi? Orucun farzları nelerdir? Bunları Peygamber efendimizden öğreniriz. Biz Peygamber efendimizin emrine uyarsak, başka bir kitaptan mı okumuş oluruz? Sünnetler Kur’andan başka değildir. Allahü teâlâ, Resule uymamızı emrediyor. Allah’ın bu emrine uymamız niye anormal karşılanır ki?<strong></p>
<p>Dârimi</strong>’nin bildirdiği hadis-i şerifte, Allah’ın emri ile, Cebrail aleyhisselam, Kur&#8217;an-ı kerimi getirdiği gibi, açıklaması olan sünneti de getirmiştir. Hadis-i şerifte de, <strong>(Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir) </strong>buyuruluyor. <strong>(Tirmizi)<br />
</strong><br />
Tabibe hanımın, (Unutarak da yense, oruç bozulur. Bu konuda bir âyet yok) demesi yanlıştır. Âyette olmayanlar sünnette bildirilmiştir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:<br />
<strong>(Oruçlu iken unutarak yiyip içen kimse, orucuna devam etsin, Çünkü onu Allahü teâlâ yedirip içirmiştir.)</strong> [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]<br />
<strong><br />
(Oruçlu kimse, unutarak yiyip içerse, ona kaza gerekmez.)</strong> [Dare Kutni]</p>
<p>Âyetleri herkes kendine göre yorumladığı için 72 sapık fırka meydana çıkmıştır. Peygamber efendimizin açıklamasına uyulsa idi, bu ayrılıklar olmazdı. Ayrılıklar, Peygamber efendimize uyulmamaktan ileri gelmektedir. Herkes Peygamber efendimizin açıklamasını esas alsa, ayrılık olmaz.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Yazarın birisi; (Her ne kadar hadislerde hayzlı ve nifaslı kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur’ana dokunamaz deniyorsa da, namaz kılmasında, oruç tutmasında ve Kur’ana dokunmasında sakınca yoktur. Bu hadisler dinin ruhuna aykırıdır. Bir de kütüb-i sitte denilen altı hadis kitabında, kasten orucu bozanlara, ceza olarak 61 gün oruç tutmaları gerektiği bildiriliyorsa da, bu da Kur’anın ruhuna, dinin temel prensiplerine aykırıdır. Çünkü ceza işlenen suça uygun olmalıdır. Bir gün oruç yiyene, 61 gün oruç tutturmak zulüm olur) diyor.<br />
Bahsettiği hususlarda açıklama yapar mısınız?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Dinimizde delil dörttür: <strong>Kitab</strong>,<strong> Sünnet</strong>, <strong>İcma ve Kıyas-ı fukaha</strong>. Bir hüküm için bu delillere bakılır. Hem kütüb-i sittedeki hadislerde var diyor, hem de, bu hadisler dinin ruhuna aykırıdır diyor. Önce hadis dinde delil midir değil midir, bunu kasten bildirmiyor. Sonra bu hadisler uydurma mıdır, yoksa sahih midir? Bunları da kasten söylemiyor. Uydurma demesine imkan yok. Çünkü kütüb-i sitte denilen en kıymetli altı hadis kitabındaki hadisler, bütün âlimlerce sahihtir. Mezhepsiz olmayan bir kimse, bu kitaplardaki hadis-i şeriflere uydurma diyemez. Yazar açıkça, Peygamber Kur’anın ruhuna aykırı konuşmuş demek istiyor. Zaten mezhepsizler, anlayamadığı hadis-i şeriflere, <strong>(Uydurma</strong> veya <strong>Kur’anın ruhuna aykırı)</strong> damgasını basarlar.</p>
<p>Yazar oruç tutmamakla, kasten orucu bozmayı birbirine karıştırıyor. Kefaret oruç tutmamanın cezası değildir. Orucu kasten bozmanın cezasıdır. Bir adamı yanlışlıkla öldürmekle, kasten öldürmenin cezası aynı olur mu? Hatta öldürmek niyetiyle kurşun sıksa, öldüremese bile, öldürmüş gibi ceza verilir. Ama kazaen öldürenin cezası hafiftir. Orucu kazaen bozmak ile, hiç niyet etmeden oruç tutmamak ve kasten niyetli orucu bozmak arasında çok fark vardır.<br />
<strong><br />
</strong>Sanki yazar, Kur’anın ruhunu, dinin temel prensiplerini biliyormuş gibi konuşuyor. Kur’an-ı kerimde, imanla ölenlerin yarın ahirette sonsuz olarak Cennette, imansız ölenlerin ise Cehennemde sonsuz olarak kalacağı bildirilmektedir. Bir kimse, 50 veya 100 yıl yaşıyor, yüz yıllık iyi işlerine karşı sonsuz olarak Cennette kalıyor. Bir kimse de 100 yıl günahına ve küfrüne karşılık bin yıl, milyar yıl, trilyon yıl değil, sonsuz olarak Cehennemde kalıyor. Bu dinin ruhuna aykırı olmadığına göre, orucu kasten bozmanın cezasının da 60 gün olması, dinin ruhuna aykırı olmaz. Bir gün orucu kasten bozmanın cezası 61 değil, 60 gündür. Bir gün de bozarak tutmadığı orucun kazasıdır.</p>
<p>Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın hanımlarında da, yıllarca hayz ve nifas hâli olmuştur, onlar namaz kılmamış, oruç tutmamıştır. Peygamber efendimiz ve Eshab-ı kiram Kur’anın ruhuna aykırı mı hareket ediyorlardı? Hazret-i Âişe’nin naklettiği hadis-i şerifte, hayzlı iken tutulamayan orucu kaza etmek gerektiği, kılınmayan namazları kaza etmek gerekmediği bildirilmiştir. (Buhari)<br />
Hadis-i şerifte, <strong>(Hayzlı Kur&#8217;andan birşey okuyamaz)</strong> buyuruldu. (Tirmizi)</p>
<p>14 asırdır gelen yüzlerce müctehidler ve âlimler, bu meseleleri bilememiş de, birkaç mezhepsiz bunların dinin ruhuna aykırı olduğunu nasıl söyleyebilir ki?</p>
<p>Bu ve benzeri çıkışlar, dini bozarak, yozlaştırarak yıkmak için yapılan sinsi bir oyundur. 14 asırdan beri din kitapları ne yazıyorsa onlara uymalı, türedilere itibar edilmemelidir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Bir bayan kefaret orucu tutması gerekirse ne yapar? Biz 60 gün peş peşe tutamayız ki, menopozu mu bekleyeceğiz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bayanlar âdet dönemlerinde oruç tutmaz, ondan sonra devam ederler. Menopozu beklemezler.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Gıybet edince, kan aldırınca orucu bozulmadığı halde, oruç bozuldu sanıp yiyip içen kimseye kefaret gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet. Yiyip içmek için zaruret yoktu. Bozuldu mu diye, bilen birine sormak gerekirdi.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Ramazan günü ağız dolusu kusan veya ihtilam olan kimse, orucum bozuldu sanarak yiyip içerse kefaret gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bunların orucu bozmadığını bilmiyorsa kefaret gerekmez. Fakat bu hallerin orucu bozmayacağını öğrenmiş ise, buna rağmen yiyip içmişse kefaret gerekir. Gıybet, kadınlara bakmak, sürme çekmek ve kan aldırmak gibi, orucu bozmadığı iyi bilinen şeyden sonra, oruç bozuldu sanarak, yiyip içilirse kefaret gerekir. Önceden bunların orucu bozmadığını bilip bilmemesi fark etmez. Her tarafa yayılan şeyi bilmemek özür olmaz, kefaret gerekir. <strong>(Redd-ül muhtar)</strong><br />
<strong><br />
Sual: </strong>5 gün kaza borcu ve kefaret borcu bulunan oruçlarını nasıl tutar, 65 günü ara vermeden tutması lazım mı?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hayır 60 gün oruç tutar. Kalan beş günü de istediği zaman tutar. Yani aralıklı tutabilir. Ama 60 gün aralıklı olmaz peş peşe olur.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Hastalığım artar diye orucumu bozdum. Ama artmadı. Kefaret mi gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kefaret gerekir. Çünkü hastalık artmamış.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Oruçlu, bir anda çok tuz yese, kefaret gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kaza gerekir. Az tuz yerse kefaret gerekir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Oruç kefareti için 60 günlük parayı alan, 40 günlüğünü yese, 20 günlük parayı da başka fakire verse, kefaret parasını verenin bundan haberi olmasa, kefaret ödenmiş olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Başkasına da verebilirsin denmiş ise caiz.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Oruç kefaretini alan şahsın, ara vermeden yemesi mi lazım?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruçta ara verilmez, doyurmakta ara vermek caiz.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Önce kefarete sebep olan orucu kaza etmek caiz mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Önce kefareti, sonra kazasını yapar.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Ömürde bir kere kefaret tutmak lazım mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır. Fakat ihtiyaten tutmak caizdir. Ancak (Kefaret tutmak gerekir) diye tutmak bid’attir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Kefaret orucu tutarken her gün için ayrı niyet lazım mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Ayrı niyet lazımdır.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Kefaret orucu tutamayan kalb hastası ne yapar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Devamlı hasta hükmündedir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>(İyi olursam kefaret orucu tutacağım) diye adakta bulunmak sahih midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır sahih olmaz.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Beş oruç kefaretim var. Hepsi için niyet ederek bir kefaret tutsam hepsini tutmuş sayılır mıyım?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Kefaret orucu tutan bir kimse saatlerin geri alındığı günü saatte yanılıp imsak bittikten sonra orucu bozacak bir şey yapsa hükmü ne olur? Kefaret yeniden mi başlatılmalı?<strong><br />
CEVAP</strong><br />
Evet yeniden başlanır, eski oruçlar nafile olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Kaza ve kefaret orucunun yılını bilmeyen ne yapar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İlk kazaya kalmış olan diye niyet eder.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Ramazanda imsak bitmedi sanıyordum, ilişkide bulunduk. İmsakın bitmiş olduğunu sonradan öğrendim. Ama eşim imsak vaktinin bittiğini biliyormuş. Bize kaza mı kefaret mi gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bilmediğin için sana kaza gerekir, eşiniz bildiği için ona kefaret gerekir.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Bir hoca, (Hanımı ile ilişkide bulunmak orucu bozmaz) dedi. İlişki orucu bozmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bunu bir hocanın söylemesi mümkün değildir. Muhakkak bir yanlış anlama vardır. Cahil bir kimse bile böyle şey söylemez. İlişkide bulunmak orucu bozar ve kefaret gerekir. <strong>(Dürer)</strong></p>
<p>Şafii mezhebinde, ilişkide bulunan erkeğe kefaret gerekir, hanıma ise kefaret gerekmez, fakat yine orucu bozulmuş olur, sadece kaza gerekir. <strong>(Tuhfe)<br />
</strong><br />
İlişkide kefaretin gerçekleşmesi için şu şartların bulunması gerekir:<br />
<strong>1- </strong>Ramazan orucunu bozmuş olması gerekir. Ramazan orucunun kazasını tutarken veya başka oruç tutarken, bozana kefaret gerekmez.<br />
<strong><br />
2- </strong>Ramazan orucuna imsaktan önce niyet etmiş olmalıdır. İmsaktan sonra oruca niyet ederse veya hiç niyet etmeden ilişkide bulunursa, haram işlemiş olursa da, yalnız kaza gerekir.<br />
<strong><br />
3- </strong>Kasten ilişkide bulunmuş olmalıdır. Eğer unutarak ilişkide bulunmuşsa, kefaret gerekmediği gibi, oruç da bozulmuş olmaz, unutmak özür olur. Kefaret, orucu bozmanın değil, mübarek Ramazan-ı şerif ayının hürmet ve namus perdesini yırtmanın cezasıdır.<br />
<strong><br />
4- </strong>İlişki, imsak vaktinden sonra yani gündüz olmalıdır. Eğer imsak vaktine daha var zannı ile ilişkide bulunduktan sonra, imsak vaktinin geçmiş olduğunu anlarsa, kasten orucunu bozmadığı için sadece kaza gerekir, kefaret gerekmez.<br />
<strong><br />
5- </strong>İlişkiden sonra oruç tutamayacak kadar hasta olan kimseye kefaret gerekmez. Bunun gibi bir kadın ilişkide bulunduktan sonra, hayz hâli vuku bulursa, yine kefaret gerekmez.<br />
<strong><br />
6- </strong>Kefaret olması için, ikamet ettiği yerde orucunu kasten bozmuş olmalıdır. Eğer seferde iken bozarsa, kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz değildir. Seferde oruç tutmayan kimse, sonra kaza eder.<br />
<strong><br />
7- </strong>Karı-koca kendi arzuları ile ilişkide bulunmuş olmalıdır. Mülci ikrah ile zorlanırsa, kefaret gerekmez. İkrah, bir insanı, istemediği bir şeyi yapması için, haksız olarak zorlamak demektir. Birini zorlamanın ikrah olması için şu dört şart gerekir:</p>
<p>Zorlayan kimsenin, korkuttuğu şeyi yapabilecek kuvvette olması, zorlananın korkutulan şeyin muhakkak yapılacağını bilmesi, korkutulan şeyin, ölüm veya bir uzvun kesilmesi veya üzücü bir şey olması, zorlanan şeyin, yapılmaması gereken bir şey olması gerekir. <strong>(İbni Âbidin, Dürer-ül-hükkâm)<br />
</strong><br />
Bazı kimseler de, mastürbasyonun orucu bozmadığını, bazıları da bozduğunu ve kefaret gerektiğini söylüyorlar. Bunların ikisi de yanlıştır. Mastürbasyonun orucu bozduğu, fakat sadece kaza gerektiği, <strong>Hindiyye</strong>,<strong> Bahr </strong>ve <strong>Dürr-ül-muhtar </strong>ve diğer fıkıh kitaplarında yazılıdır. Bir Ramazanda iki defa mastürbasyon yapana kefaret de gerekir. Çünkü Ramazanın bir gününde, kaza gereken bir şey yaparak orucunu bozan kimse, başka gününde de bu şeyi kasıtla yine yaparsa, kefaret de gerekir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Rahmetli babaannem, gençliğinde ilk bebeğini emzirirken, uyumuş, çocuk da nefes alamadığı için ölmüş. Kefaret olarak 60 gün oruç tutmuş. Yaptığı doğru mu idi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet yaptığı doğrudur. Eğer bir de, bebeğin velisi olan dedenizden af dilemiş idiyse mesele kalmamış olur.</p>
<p>Yüksekten üstüne düşerek veya uyuyan kimsenin yuvarlanarak [veya motorlu vasıtaların çarpıp çiğneyerek] hata ile bir kimseyi öldürmesi halinde kefaret de verilir.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Kefareti olmayan kimsenin de kefaret orucu tutması caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet. Bilmediği bir kefareti varsa, bunu ödemiş olur. Kefareti yoksa, tuttuğu oruçlar nafile olur. (Ömründe bir defa kefaret orucu tutmak gerekir) demek yanlıştır. Kefareti olmayanın kefaret tutması gerekmez.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Kefareti olan bir kimse önce kefareti tutup sonra kazasını mı tutmalıdır?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Evet. Kefaretten önce kazası yapılmaz.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Kefaret 60 gündür<br />
Sual:</strong> Oruç kefareti hakkında hadis var mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Oruç kefareti hakkındaki hadis-i şerif şu mealdedir:<br />
Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır:<br />
Bir kimse gelip, şöyle dedi:<br />
- Helak oldum, ya Resulallah!<br />
<strong>- Seni helak eden nedir?<br />
</strong>- Ramazanda ailemle beraber oldum, orucum bozuldu.<br />
<strong>- Bir köle azat etmen gerekir.</strong><br />
- Kölem yok.<br />
<strong>- Kölen yoksa, aralıksız iki ay oruç tutman gerekir.<br />
</strong>- İki ay oruç da tutamam.<br />
<strong>- Altmış fakire birer fıtra vermen gerekir.</strong> (Un olarak 53 kg ediyor)<br />
- Bunu da bulamam.<br />
Bu arada Resulullaha bir sepet kuru hurma getirmişlerdi. Adama buyurdu ki:<br />
<strong>- Al şunları fakirlere sadaka olarak dağıt!<br />
</strong>- Kime vereyim ya Resulallah? Vallahi bu şehirde bizden daha fakiri yoktur. İzin verirseniz bunları aileme götüreyim.</p>
<p>Resulullah mübarek dişleri görünecek kadar güldü. Sonra buyurdu ki:<br />
<strong>- Götür onlara yedir.</strong> (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Mace)</p>
<p>Kütüb-i sittedeki bu sahih hadis-i şerifi ilmen inkâr etmek mümkün değildir.</p>
<p><strong>Sual:</strong> Bir kadın, 60 günlük kefaret orucunu tutarken, hayzı başlasa ve kefaret orucuna ara verse, sabah kalktığında da, âdet müddeti ile birlikte, hayzı da, bitmiş olsa, fakat imsak vaktinden sonra yiyip içse, kefaretine devam edebilir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayzı bittiği halde, kefaret orucuna devam etmediği için, kefaret orucuna baştan başlaması gerekir. Hayzın bitme ihtimali olduğu zaman, o gün imsak vaktinden önce niyet etmeli, hayzı bitmişse kefarete devam eder. Hayzı bitmemişse, o günkü orucu bozulmuş olur. Böyle yapmak ihtiyatlı olur.</p>
<p><strong>Sual: </strong>Oruçlu iken, çiğ pirinç tanesi veya küçük bir kâğıt parçası yutulunca yahut imsak vaktinden sonra niyet edip, kasten yiyip içilirse, kefaret gerekmiyor. Kefaret gerekmiyor diye orucu bu şekilde bozmak uygun mudur?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Kefaret gerekmese de, keyfi olarak, mazeretsiz orucu bozmak haramdır. Bu bildirilenler, ancak orucu bozmak için geçerli bir mazeret varsa yapılabilir. Mesela, bir kimse orucun kendisine zarar vereceğini, tecrübesi ile anlayamamışsa, belki kefaret gerektirebilir diye bu şekilde bozması, iyi olur.</p>
<p><strong>Kefaret 60 gündür</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Tam İlmihal’de, <strong>(Oruç kefareti için, peş peşe 60 gün oruç tutmak gerekir)</strong> deniyor. Peş peşe iki kameri ay oruç tutulsa, ayın birisi 29 çekse, toplam 59 gün tutulsa, kefaret yerini bulmaz mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bu devirde hilali gözetleyen dini bir kurum yoktur. Gözetlenmeden takvime bakarak iki hicri ay oruç tutulursa, iki ayın toplamı 59 gün olursa, kefaret sahih olmaz. İmam-ı a’zam hazretleri, <strong>(60 gün oruç tutmak gerekir)</strong> buyuruyor. Günümüzde hilali gözetleme işi, sağlıklı bir şekilde yapılmadığı için, 60 gün peş peşe oruç tutmak gerekir. İhtiyatlı olan da budur. <strong>(Mebsut, Redd-ül-muhtar)</strong><br />
<strong><br />
Kefaret bayrama rastlarsa<br />
Sual: </strong>İlmihal yazan biri,<strong> (Kefaret orucu bayramlara rastlasa da, kefarete devam edilir) </strong>diyor. Bayram günü tutulan kefaret oruç sahih olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Belki milli bayram denilen günleri kastetmiş olabilir. Kefaret orucu olsun, nafile, adak veya kaza orucu olsun, Ramazan bayramının birinci, Kurban bayramının da dört günü oruç tutmak haramdır. Din kitaplarında bildiriliyor ki:</p>
<p>Kefaret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özürle veya bayram günlerine rastlamak sebebiyle bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden altmış gün tutmak lazım olur. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması lazım olur. Kadın, hayz ve nifas sebebiyle bozunca, peş peşe altmış gün tutamayacağı için, yeniden başlamaz. Temizlenince geri kalan günleri tutarak, altmışı tamamlar. Yemin kefareti olan ise, üç gün peş peşe tutulacak orucu bu sebeple bozan kadının da, üç günü, yeniden tutması lazım olur; çünkü peş peşe üç gün oruç tutabilir. Recebin birinci günü kefaret orucuna başlayıp, Şaban ayının sonunda, altmış günü tamam olmasa, üç günlük [104 kilometreden fazla] yola gitmeye niyet ederek vatanından çıkar. Seferdeyken, Ramazanın birinci günü, kefaret orucuna niyet ederse kefareti sahih olur.<strong> (Eşbah)</strong></p>
<p>Seferde oruç tutmayıp kazaya bırakmak caiz olduğu için, böyle bir usulle caiz olur.</p>
<p>Oruç tutulması yasak edilen günlerde vacib orucun edası caiz değildir. <strong>(Kuhistani)</strong></p>
<p>Bir kimse, seferde ve hastalık günlerinde oruç tutmuş olsa, geçerli sayılır; [bayram gibi] oruç tutulması yasak edilen günlerde oruç tutarsa geçersizdir. <strong>(Redd-ül muhtar)<br />
</strong><strong><br />
Oruç kefareti</strong><br />
<strong>Sual</strong>: Oruç kefareti için fakire bir defada 60 günlük yemek parasını verip her gün yemesini söylemek caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Caiz olmaz. 60 fakiri, bir günde iki defa doyurmak gerekir. Yahut bir fakiri her gün iki defa doyurmak üzere 60 gün veya her gün bir defa doyurmak üzere 120 gün yedirmek de olur.</p>
<p><strong>Kefaret gerekir<br />
Sual:</strong> Orucu bozup kaza gerektiren bir şeyi, aynı ramazanda iki veya daha fazla yaparak, orucu bozmak, kefareti gerektirir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kasten yaparsa kefaret gerektirir.<strong> (Redd-ül-muhtar)<br />
</strong><br />
Mesela susuz pirinç tanesi yutunca veya kulağa yağ damlatınca orucun bozulup kaza gerektirdiğini bilip, sebepsiz böyle orucunu bozan kimseye kaza gerekir. Bunu aynı ramazanda, hiç sebepsiz kasten yine yaparsa, bu sefer kefaret gerekir. Yahut imsak vaktinden sonra, niyet edilirse, kefaret gerekmediğini bilen kimse, yine sebepsiz kasten orucunu bozsa kefaret de gerekir. Bu, hileyi önlemek içindir. Gerçekten orucu bozmayı mubah kılan bir durum olursa, 3-5 defa da bozsa yine kefaret gerekmez.</p>
<p><strong>Kaza gerekir</strong><br />
<strong>Sual: </strong>(Oruçluyken mastürbasyon yapan kimse, bunun orucu bozduğunu bilmiyorsa kaza gerekir, biliyorsa kefaret de gerekir) deniyor, doğru mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, doğru değildir. Orucu bozduğu bilinse de, mastürbasyon orucu bozar ve sadece kaza gerekir. <strong>(Hindiyye, Bahr, Dürr-ül-muhtar)</p>
<p></strong>Orucu bozup kaza gerektiren bir şeyi, aynı ramazanda, nasıl olsa kefaret gerekmiyormuş diye kasten iki veya daha çok kere yaparak orucu bozmak, kefareti de gerektirir.<strong> (Redd-ül-muhtar)<br />
</strong><br />
Demek ki bir ramazanda iki kere mastürbasyon yapan kimseye kefaret de gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/oruc-kefareti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orucu bozan şeyler</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozan-seyler.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozan-seyler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:27:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[bozan]]></category>
		<category><![CDATA[Orucu]]></category>
		<category><![CDATA[şeyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ramazan orucunu bozan şeyler nelerdir?
CEVAP
Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Ramazan orucunu bozan şeyler nelerdir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza gerektiren şeyler şunlardır:<br />
<strong>1- </strong>Boğaza kar ve yağmur kaçması,<br />
<strong><br />
2-</strong> Astım spreyi kullanmak,</p>
<p><strong>3</strong>- Zorla bozdurulmak,</p>
<p><strong>4</strong>- Burna sıvı ilâç koymak,</p>
<p><strong>5</strong>- Burna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.]</p>
<p><strong>6</strong>- Mukimken başladığı orucu, seferde bozmak,</p>
<p><strong>7</strong>- Ud ağacını, amberle tütsülenip dumanını çekmek,</p>
<p><strong>8</strong>- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek,</p>
<p><strong>9</strong>- Kulağın içine ilâç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak,</p>
<p><strong>10</strong>- Derideki yaraya konan ilâcın sindirim yoluna girmesi,</p>
<p><strong>11</strong>- Vücuda ilaç şırınga etmek,</p>
<p><strong>12</strong>- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak,</p>
<p><strong>13</strong>- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması,</p>
<p><strong>14- </strong>İmsak vakti bittiğini bilmeden yiyip içmek,</p>
<p><strong>15</strong>- Güneş battı zannederek orucunu bozmak,</p>
<p><strong>16</strong>- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak,</p>
<p><strong>17</strong>- Burna çekilen suyun ağızdan çıkması,</p>
<p><strong>18- </strong>Abdest alırken boğaza su kaçması,</p>
<p><strong>19</strong>- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak,</p>
<p><strong>20</strong>- Makattan fitil kullanmak,</p>
<p><strong>21</strong>- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek,</p>
<p><strong>22</strong>- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu bozması,</p>
<p><strong>23- </strong>Denize girince veya guslederken vücudun içine su girmesi, [Hanbelî’de bozmaz.]</p>
<p><strong>24- </strong>Dil altına konan ilacı emmek,</p>
<p><strong>25- </strong>Makata konan pamuğun veya başka şeyin hepsinin içeri girmesi,</p>
<p><strong>26- </strong>Basur memesinin, taharetlendikten sonra, ıslak olarak içeriye girmesi,</p>
<p><strong>27- </strong>Mastürbasyon yapmak,</p>
<p><strong>28- </strong>Vücuda giren ultrason veya endoskopi cihazında ilaç, merhem olması,</p>
<p><strong>29- </strong>Lavman yaptırmak, [Maliki’de bozmaz.]</p>
<p><strong>30- </strong>Özel olarak su buharı teneffüs etmek,</p>
<p><strong>32- </strong>Yaş parmağı, ön veya arka tarafa sokmak, [Hanbeli’de bozmaz.]</p>
<p><strong>33-</strong> Burundan genze giden kanı yutmak,</p>
<p><strong>34- </strong>Açlığa veya susuzluğa dayanamayarak orucu bozmak.<br />
<strong><br />
35-</strong> Bayılanı ayıltmak için veya uyuyanın ağzına su akıtmak.</p>
<p><strong>36</strong>-<strong> </strong>Seferde iken kasten orucunu bozana kefaret gerekmez, sadece kaza gerekir. Çünkü seferde oruç tutmak farz değildir.</p>
<p><strong>37</strong>- Kasten orucunu bozan, sonradan oruç tutmamayı mubah kılacak bir hâl başına gelse, mesela kadının hayzı başlasa yahut oruç tutamayacak kadar hastalansa yalnız kaza gerekir. Fakat orucunu bozup sefere çıksa, kefaret gerekir; çünkü sefere çıkmak semavi bir özür değildir.</p>
<p><strong>38-</strong> Oruçlunun ağzına iren gözyaşı veya ter, çok olur da, tuzluluğunu ağzının her yerinde duyar ve yutarsa orucu bozulur. Yutmayıp tükürürse bozulmaz.</p>
<p><strong>Orucu bozanlar<br />
Sual: </strong>Günümüzün dinde reformcuları, <strong>(Kolaylaştırın, güçleştirmeyin)</strong> hadisini indî şekilde yorumlayarak şöyle diyorlar:<br />
<span style="color: #660000;">(Ağza sıkılan ilaçlı spreyin önemli bir kısmı, ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Geriye kalan kısmın mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan suyla kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Hâlbuki oruçlu, abdest alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktar, mideye ulaşsa bile, orucunun bozulmayacağı konusunda icma vardır. Ayrıca, “kesin olarak bilinen, şüpheyle bozulmaz” kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe edilen ilaçlarla oruç bozulmaz. Burun damlasının da içeri girmesi, böyle bozmaz. İğne veya serumla ilaç vermek, lavman yaptırmak, makattan ve vajinadan fitil kullanmak da orucu bozmaz. Dilaltı hapı da, ağızda emilip mideyle gitmediği için orucu bozmaz. Kulağa damlatılan ilaç da mideye gitmediği için orucu bozmaz.)<br />
</span>Bunlar orucu bozmuyor mu?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Hepsi, dört mezhepte de orucu bozar. Fıkıh kitaplarında orucu bozup kefareti gerektirenler bildirilirken, gıda veya deva [ilaç] olan bir şeyi yutmak diye geçiyor. Kum, toprak, maden gibi gıda ve deva olmayanlar ise orucu bozarsa da, kefaret gerektirmez. <strong>(Redd-ül-muhtar)<br />
</strong><br />
Gıda ve deva olanların serumla, iğneyle verilmesi kefareti değil kazayı gerektirir. Mesela açık yaraya konulan sıvı ilaç emilirse, orucu bozarsa da kefaret gerekmez. Saf oksijen vermek orucu bozmaz; fakat astım spreyinin içinde ilaç da vardır. Zaruretsiz alınan ilaç, ağız yoluyla verilince, sadece orucu bozmakla kalmaz, kefaret de gerektirir.</p>
<p>Ağza girip yutulan şeyin, az veya çok olmasının önemi yoktur. Bir damla ilaç veya bir damla su, isteyerek yutulursa oruç bozulmakla kalmaz, kefaret de gerekir. Abdest alırken istemeden yutulursa kefaret gerekmez; çünkü bunda kasıt yoktur. Abdest alırken ağızda kalan yaşlığı yutmakla, ağza burna verilen ilacın yutulması mukayese edilemez; çünkü abdest almak zarurettir. İlaç almak da zarurettir denirse, zaten oruç tutamayacak kadar hasta olanın oruç tutmamasına ruhsat verilmiştir. İyileşince tutar. Reformcuların dediği gibi, (Hem ilacı alır, hem de oruçlu olurum) demek çok yanlıştır.</p>
<p>Dört mezhepte de ve bütün müctehid imamlara göre, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye] giderse oruç bozulur. Şafii mezhebinde, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç, cevfe yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur.</p>
<p>Şafii’de karna bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç bozulur. Sağlam deriden bıçak cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğneyle adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca oruç bozulmuş olur. Hanefi’deyse, bıçak tamamen midenin içine girerse oruç bozulur.</p>
<p>Bugün tıpta, serumun mesaneye, dimağa ve vücudun her yerine gittiği kesin olarak bilinmektedir. O halde serum, dört mezhepte de orucu bozar. Sadece kaza gerekir. Tıp, damardan veya adaleden verilen ilacın, dimağ ve mesaneye gittiğini bildirirken, hiç kimse, (Serum veya enjeksiyonla verilen ilaç, cevfe [yani dimağ ve mesane gibi yerlere] gitmez) diyemez. Derse de ilmî olmaz, indî olur ve hiç kıymeti olmaz.</p>
<p>[Yazıdaki Hanefi mezhebiyle ilgili bilgiler, <strong>Tahtâvi, Mebsut, Bedayi </strong>ve benzeri kitaplardan, Şafiilerle ilgili bilgiler ise, <strong>Mecmû, Muğn-il-muhtaç, Tuhfe, Envâr, Kummesrâ, Bâcuri, Şerh-i İbni Bâcuri</strong> gibi muteber eserlerden alınmıştır.]</p>
<p>Lavman yaptırmak, Maliki hariç, diğer mezheplerde bozar. <strong>(El-fıkh-u alel-mezahib-i erbaa)</p>
<p></strong>Makattan ve vajinadan fitil kullanmak, hatta pamuğun girip kaybolması, parmağın yaş olarak girmesi, kulağa ilaç damlatmak ve burna sıvı ilaç çekmek de orucu bozar. <strong>(Redd-ül-muhtar, Hindiye, Hidaye)<br />
</strong><br />
Dilaltı hapı ise ilaçtır, mukoza denilen yumuşak dokudan emildiği için, deri altına iğneyle ilaç zerki gibi olup orucu bozar. Ağız içindeki mukozadan değil de, vücuttaki sağlam deriden emilen ilaçlar bozmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozan-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orucu bozmayan şeyler</title>
		<link>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozmayan-seyler.html</link>
		<comments>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozmayan-seyler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 18:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç ve Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[bozmayan]]></category>
		<category><![CDATA[Orucu]]></category>
		<category><![CDATA[şeyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamisohbetim.gen.tr/?p=375</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Orucu bozmayan şeyler nelerdir?
CEVAP
Bazıları şunlardır:
1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Orucu bozmayan şeyler nelerdir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bazıları şunlardır:</p>
<p><strong>1-</strong> Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek,</p>
<p><strong>2-</strong> Ağzına gelen kusuntunun geri gitmesi,</p>
<p><strong>3- </strong>Çatlak dudağa veya eldeki yarığa, krem, tentürdiyot, kolonya veya oksijenli su sürmek. [Açık yaraya sürülen merhemin, içeri sızdığı iyi bilinmedikçe orucu bozmadığı, S. Ebediyye'de bildirilmektedir. İyi bilmek, zanla olmaz. Kesin bilmek gerekir. Kesin bilinmeyince bozar denilemez.]<strong><br />
</strong><br />
<strong>4-</strong> Oksijen tüpüyle suni hava vermek,</p>
<p><strong>5-</strong> Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak,</p>
<p><strong>6-</strong> İstemeyerek ağız dolusu kusmak,</p>
<p><strong>7-</strong> Boğaza toz, duman vs. kaçması,</p>
<p><strong>8-</strong> İsteyerek, zorlayarak biraz kusmak,</p>
<p><strong>9-</strong> Göze ilaç damlatmak, ıslak lens takmak,</p>
<p><strong>10-</strong> Gıybet etmek,</p>
<p><strong>11-</strong> Rüyada ihtilâm olmak,</p>
<p><strong>12-</strong> Diş çukuruna ilâç koymak,</p>
<p><strong>13-</strong> Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak, deodrant kullanmak,</p>
<p><strong>14-</strong> Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek,</p>
<p><strong>15-</strong> Yutmadan yemeğin tadına bakmak,</p>
<p><strong>16-</strong> Başkasının içtiği sigara dumanı veya yerdeki tozun, sakındığı hâlde ağza, burna girmesi,</p>
<p><strong>17-</strong> Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak,</p>
<p><strong>18-</strong> Ağzını yıkadıktan sonra, kalan yaşlığı tükürükle yutmak,</p>
<p><strong>19-</strong> Dişleri arasında kalan nohuttan küçük olan şeyi yutmak,</p>
<p><strong>20-</strong> Hacamat olmak, kan aldırmak,</p>
<p><strong>21-</strong> Kulağına su kaçması,</p>
<p><strong>22-</strong> Uyanıkken, sadece bakarak cünüp olmak,</p>
<p><strong>23-</strong> Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak,</p>
<p><strong>24- </strong>Gusletmek, banyo yapmak,</p>
<p><strong>25- </strong>İdrar yoluna pamuk koymak, [Şafii’de bozar.]</p>
<p><strong>26- </strong>Sağlam deriye ilaç, krem, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak,</p>
<p><strong>27- </strong>Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi,</p>
<p><strong>28- </strong>Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi,</p>
<p><strong>29- </strong>Arı sokması,</p>
<p><strong>30- </strong>Dudaktaki yaşlığı yutmak,</p>
<p><strong>31- </strong>Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek,</p>
<p><strong>32-</strong> Kuru parmağı, ön veya arka tarafa sokmak, [Şafii’de bozar.]</p>
<p><strong>33- </strong>Ele iğne batıp, kırığının içinde kalması,</p>
<p><strong>34-</strong> Evi haşere için ilaçlayan, ister istemez ilacı teneffüs etse, orucu bozulmuş olmaz; çünkü sakınmak zordur,</p>
<p><strong>35- </strong>Kulağa sabunlu su kaçırması,</p>
<p><strong>36-</strong> Kulağa pamuklu çubuk sokmak, [Şafii’de bozar.]</p>
<p><strong>37- </strong>Kulağa damlatılan yağın burundan çıkması, [Ağızdan çıkarsa bozar.]</p>
<p><strong>38-</strong> Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek,</p>
<p><strong>39-</strong> Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan burna gelen akıntıyı yutmak,</p>
<p><strong>40- </strong>Ağza su alıp çalkalamak veya ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürükle yutmak,</p>
<p><strong>41- </strong>Hanımını öpenin orucu bozulmaz. Öperken şehvetlenip cünüp olursa bozulur.</p>
<p><strong>42-</strong> Akupunktur kullanmak orucu bozmaz. Akupunkturun sadece iğnesi giriyor, vücudun içine bir şey zerk edilmiyor.</p>
<p><strong>43</strong>- İğneli epilasyon yaptırmak orucu bozmaz. İçeriye ilaç gibi bir şey girmedikçe, vücuda iğne batırmak orucu bozmaz. İğneli epilasyonda içeriye ilaç girmiyor. Sadece iğne, kıl folikülüne sokularak akım veriliyor.<br />
<strong><br />
44-</strong> Kaş, bıyık aldırmak, etek tıraşı olmak orucu bozmaz.</p>
<p><strong>45-</strong> Oruçlunun ağzına gözyaşı veya ter girerse, bir iki damla gibi azsa, orucunu bozmaz; çünkü bundan korunmak zordur. Çok olsa da, yutmayıp tükürürse bozmaz.</p>
<p><strong>46- </strong>Belsoğukluğu hastalığından dolayı gelen akıntı, orucu bozmaz.</p>
<p><strong>Unutarak yiyip içmek<br />
Sual:</strong> Sahura kalktım, yemek yedikten sonra oruç tutmaya niyet edip yattım. Sabah kalkınca oruçlu olduğumu unutmuşum. Akşama kadar yiyip içtim. Akşam vakti oruçlu olduğum hatırıma geldi. Orucum sahih oldu mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, sahih oldu; çünkü unutarak yiyip içmek orucu bozmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamisohbetim.gen.tr/orucu-bozmayan-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
